Eser Sözleşmesinde Ücretin Ödenmemesi: Yüklenicinin Hakları ve Alacak Davası Süreci

Eser sözleşmesi, iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme türüdür. Yüklenici eseri meydana getirip teslim etme borcu altına girerken, iş sahibi de bunun karşılığı olan ücreti (bedeli) ödeme borcu altına girer. Yüklenicinin emek ve sermaye harcayarak tamamladığı eserin karşılığı olan ücreti alamaması, şüphesiz en sık karşılaşılan ve en can sıkıcı uyuşmazlıklardan biridir. Türk Borçlar Kanunu, bedeli ödenmeyen yükleniciyi koruyan çeşitli haklar ve hukuki mekanizmalar sunmaktadır. Bu yazımızda, eser sözleşmesinde ücretini alamayan yüklenicinin sahip olduğu hakları ve alacağını tahsil etmek için izlemesi gereken alacak davası sürecini ele alacağız.

Ücret (Bedel) Ödeme Borcu Ne Zaman Muaccel Olur?

Yüklenicinin alacak davası açabilmesi veya diğer haklarını kullanabilmesi için öncelikle ücretin ödenmesi gereken zamanın, yani “muacceliyet anının” gelmiş olması gerekir. Türk Borçlar Kanunu’nun 479. maddesine göre, iş sahibinin bedeli ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur. Yani, yüklenici eseri sözleşmeye uygun olarak tamamlayıp iş sahibine teslim ettiği anda, iş sahibinin de bedelin tamamını ödemesi gerekir.

Ancak, taraflar sözleşmede farklı bir ödeme planı kararlaştırabilirler. Örneğin, işin belirli aşamalarında (temel bitince, kaba inşaat bitince vb.) kısmi ödemeler yapılması veya bedelin teslimden belirli bir süre sonra ödenmesi gibi özel şartlar sözleşmeye konulabilir. Bu durumda, muacceliyet anı sözleşmedeki bu şartlara göre belirlenir. Eserin parçalar halinde teslimi kararlaştırılmışsa, her parçanın bedeli kendi teslimi anında muaccel olur.

Ücret Ödenmediğinde Yüklenicinin Sahip Olduğu Haklar

İş sahibi, muaccel olmasına rağmen borcunu ödemezse temerrüde düşmüş olur. Bu durumda yüklenici, kanunun kendisine tanıdığı çeşitli hakları kullanabilir.

1. Alacak Davası Açma ve Temerrüt Faizi Talep Etme

Yüklenicinin en temel ve en sık başvurduğu hak, ödenmeyen alacağı için görevli ve yetkili mahkemede alacak davası açmaktır. Dava sonucunda mahkeme, iş sahibinin borcu ödemesine hükmeder. Bu karara rağmen ödeme yapılmazsa, yüklenici ilamlı icra yoluyla alacağını devlet gücüyle tahsil edebilir.

Ayrıca yüklenici, alacak davası ile birlikte ödemenin geciktiği süre için temerrüt faizi de talep etme hakkına sahiptir.

  • Adi İşlerde: Taraflar tacir değilse, borcun muaccel olduğu tarihten itibaren yasal faiz uygulanır.
  • Ticari İşlerde: Taraflar tacir ise, Merkez Bankası tarafından belirlenen ve daha yüksek olan ticari temerrüt (avans) faizi talep edilebilir. Faiz talebi, yüklenicinin zararını bir nebze de olsa telafi etmesini sağlar.

2. Eseri Teslimden Kaçınma ve Hapis Hakkı

Yüklenici, henüz eseri teslim etmemiş ve iş sahibinin de bedeli ödemeyeceği açıkça anlaşılıyorsa, “ödemezlik def’i” ileri sürerek ücret ödenene kadar eseri teslim etmekten kaçınabilir. Ayrıca, eğer eser iş sahibine ait bir taşınmaz üzerinde yapılıyorsa bu hak kullanılamasa da, yüklenicinin zilyetliğinde bulunan ve iş sahibine ait olan onarılmış bir araba veya makine gibi taşınır mallar üzerinde, alacağı ödenene kadar hapis hakkı kullanma imkanı bulunmaktadır.

3. Yüklenicinin Kanuni İpotek Hakkı (İnşaatçı İpoteği)

Kanun, özellikle inşaat gibi büyük emek ve malzeme harcanan işlerde yükleniciyi korumak için çok önemli bir güvence sağlamıştır. İnşaat veya benzeri bir eserin yapımında emeği veya malzemesi geçen yükleniciler ve alt yükleniciler, bu çalışmalarından doğan alacakları için, eserin yapıldığı iş sahibine ait taşınmaz üzerinde kendi lehlerine bir ipotek tescil edilmesini talep edebilirler. Buna yüklenicinin kanuni ipoteği veya “inşaatçı ipoteği” denir.

Bu ipoteğin tescili için iş sahibinin rızası aranmaz. Yüklenici, işi tamamladığı tarihten itibaren üç ay içinde mahkemeye başvurarak bu hakkın tescilini isteyebilir. Bu ipotek sayesinde yüklenici, alacağını diğer alacaklılardan önce ve doğrudan o taşınmazın satışı yoluyla güvence altına almış olur.

Alacak Davası Süreci ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Alacak davası açarken sürecin doğru yönetilmesi, hak kaybı yaşanmaması için kritiktir.

Arabuluculuk Şartı

Dava açmadan önce, uyuşmazlığın niteliğine göre arabulucuya başvurmak zorunlu olabilir.

  • Ticari Dava ise: Eğer her iki taraf da tacir ise, alacak davası açmadan önce arabulucuya başvurmak “dava şartı”dır.
  • Tüketici Uyuşmazlığı ise: Eğer iş sahibi tüketici, yüklenici ise hizmet sağlayıcı ise, yine dava açmadan önce arabuluculuk zorunludur.
  • Genel Mahkeme ise: Taraflar tacir veya tüketici değilse, arabuluculuk zorunlu değildir ancak ihtiyari olarak başvurulabilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Davanın doğru mahkemede açılması gerekir. Görevli mahkeme uyuşmazlığın niteliğine göre (Ticaret Mahkemesi, Tüketici Mahkemesi, Asliye Hukuk Mahkemesi) belirlenir. Yetkili mahkeme ise genel kural olarak davalının (iş sahibinin) yerleşim yeri mahkemesi veya sözleşmenin ifa edildiği (eserin yapıldığı) yer mahkemesidir.

İspat Yükümlülüğü

Davada yüklenici, eser sözleşmesinin varlığını, eseri tamamlayıp teslim ettiğini ve ücretin kendisine ödenmediğini ispat etmekle yükümlüdür. Sözleşmenin yazılı yapılması, teslimin bir tutanakla belgelenmesi, ödemelerin banka kanalıyla alınması gibi deliller ispat açısından büyük kolaylık sağlar.


Sıkça Sorulan Sorular

1. İş sahibi, eserde küçük bir kusur olduğunu bahane ederek ücretin tamamını ödemiyor. Ne yapabilirim? İş sahibi, eserdeki ayıbın önemsiz olduğu, eserin kullanımına engel teşkil etmediği veya kolayca giderilebileceği durumlarda, bunu bahane ederek bedelin tamamını ödemekten kaçınamaz. Bu durum, “dürüstlük kuralına” aykırılık teşkil eder. İş sahibi, en fazla ayıp oranında bedelden bir miktar indirim talep edebilir veya onarım masrafını bedelden düşebilir. Geri kalan bedeli ödemek zorundadır. Ödemediği takdirde, kalan kısım için alacak davası ve icra takibi başlatabilirsiniz.

2. Sözleşmeyi yazılı yapmadık, sözlü anlaştık. Alacağımı dava edebilir miyim? Evet, edebilirsiniz. Eser sözleşmeleri için kanunen bir yazılı şekil şartı öngörülmemiştir. Sözlü olarak kurulan sözleşmeler de geçerlidir. Ancak bu durumda, sözleşmenin varlığını ve içeriğini (anlaşılan ücret, işin kapsamı vb.) ispat etme yükümlülüğü size ait olacaktır. Tanık beyanları, mesajlaşma kayıtları, varsa kısmi ödemelere ilişkin banka dekontları, malzeme faturaları gibi yan delillerle sözleşmeyi ispatlamanız mümkündür.

3. İnşaatını yaptığım arsa üzerinde kanuni ipotek hakkımı nasıl kullanabilirim? Yüklenicinin kanuni ipotek hakkı, işin tamamlanmasından veya eserin tesliminden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içinde kullanılmalıdır. Bu süre içinde, arsanın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak “ipotek tescili davası” açmanız gerekir. Mahkemenin lehinize karar vermesi durumunda, tapu müdürlüğüne bu karar ibraz edilerek taşınmaz üzerine alacağınız için ipotek şerhi konulur. Bu 3 aylık sürenin kaçırılmaması hayati öneme sahiptir.