Eser Sözleşmesinde Ayıplı İfa: Eksik veya Kusurlu İş Teslim Edilirse Hangi Davalar Açılabilir?

Eser sözleşmeleri, günlük hayatta terziye elbise diktirmekten, devasa inşaat projelerinin yapımına kadar geniş bir alanı kapsayan hukuki ilişkilerdir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde tanımlandığı üzere eser sözleşmesi, yüklenicinin (müteahhit) bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Bu hukuki ilişkide en sık karşılaşılan ihtilafların başında eser sözleşmesinde ayıplı ifa gelmektedir. Eserin kararlaştırılan vasıfları taşımaması veya lüzumlu niteliklerden yoksun olması durumunda iş sahibinin kanundan doğan birtakım hakları ve açabileceği davalar bulunmaktadır.

Türk Borçlar Kanunu Kapsamında Ayıplı İfa Nedir?

Hukuken ayıp; meydana getirilen eserin, taraflar arasındaki sözleşmede açıkça kararlaştırılan niteliklere sahip olmaması veya eserin dürüstlük kuralı gereğince taşıması beklenen lüzumlu vasıflardan yoksun bulunmasıdır. Yüklenici, eseri iş sahibinin amacına ve sözleşmeye uygun olarak, fen ve sanat kuralları çerçevesinde tamamlayarak teslim etmekle yükümlüdür. İşin sözleşmeye aykırı, hatalı, noksan veya bozuk şekilde tamamlanması hali, hukuken ayıplı ifa olarak değerlendirilir ve yüklenicinin sorumluluğunu doğurur.

Açık ve Gizli Ayıp Ayrımı

Eserin teslimi anında olağan bir inceleme ile (gözle görülerek veya basit bir kontrolle) anlaşılabilecek nitelikteki kusurlara “açık ayıp” denir. Boyanın yanlış renkte olması veya zemindeki çatlaklar buna örnektir. Eserin teslim alınmasından sonra zamanla veya kullanım sonucu ortaya çıkan, olağan bir gözden geçirme ile ilk etapta fark edilemeyen kusurlara ise “gizli ayıp” adı verilir. Çatıdaki yalıtım hatası nedeniyle kışın su sızması veya tesisattaki üretim hatası gizli ayıp kapsamında değerlendirilir. Bu ayrım, iş sahibinin yasal haklarını kullanabilmesi için yapması gereken bildirim süreleri açısından hayati öneme sahiptir.

İhbar Külfeti ve Süreler

TBK Madde 474 uyarınca iş sahibi, eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve tespit ettiği açık ayıpları uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Aksi takdirde, eseri o haliyle kabul etmiş sayılır. Gizli ayıp ortaya çıktığı anda iş sahibi gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmelidir. İhbarın yapıldığının ispatı açısından bu bildirimin noter aracılığıyla, iadeli taahhütlü mektupla veya KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) üzerinden yapılması hukuken tavsiye edilir. Bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, iş sahibinin yasal haklarını kaybetmesine neden olur. Bildirimin zamanında yapılıp yapılmadığı her somut olayla ayrı ayrı değerlendirildiğinden hak kaybı yaşamamak adına ayıpla karşılaşıldığında bir an önce bildirim yapılmalıdır.

Ayıplı İfada İş Sahibinin Seçimlik Hakları

Süresi içinde ve usulüne uygun olarak ayıp ihbarında bulunan iş sahibi, Türk Borçlar Kanunu Madde 475’te düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. İş sahibi bu haklardan hangisini kullanacağını tek taraflı irade beyanıyla belirler ve durumu yükleniciye iletir. Seçimlik hakkın kullanılmasıyla birlikte ayıp sorumluluğu çerçevesinde yeni bir hukuki durum oluşur ve kural olarak bu seçimden tek taraflı olarak dönülemez. İş sahibinin bu seçimlik haklarının yanı sıra, genel hükümlere göre tazminat talep etme hakkı da her zaman saklıdır.

Onarım, Bedel İndirimi ve Sözleşmeden Dönme

TBK Madde 475 uyarınca iş sahibinin sahip olduğu üç temel seçimlik hak şunlardır:

  1. Sözleşmeden Dönme: Eser, iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplıysa ya da sözleşme hükümlerine aşırı ölçüde aykırıysa, iş sahibi sözleşmeden dönebilir. Bu durumda taraflar verdiklerini geri ister (örneğin ödenen bedelin iadesi davası açılabilir).
  2. Bedel İndirimi: Eserdeki ayıp sözleşmeden dönmeyi gerektirecek kadar ağır değilse, iş sahibi eseri alıkoyarak ayıp oranında bedelden indirim talep edebilir. Ödenmiş bir fazla bedel varsa istirdat (geri alma) davası ile talep edilir.
  3. Ücretsiz Onarım: Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde iş sahibi, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteyebilir. Yüklenici onarımdan kaçınırsa, nama ifaya izin davası açılarak onarım masraflarının yükleniciden tahsili sağlanabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

  1. Eser sözleşmesinde ayıplı ifa sebebiyle açılacak davalarda zamanaşımı süresi ne kadardır?

Türk Borçlar Kanunu Madde 478 uyarınca, yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, kural olarak taşınır eserlerde zamanaşımı süresi teslimden itibaren 2 yıl, taşınmaz yapılarda (inşaat vb.) ise 5 yıldır. Ancak yüklenici eseri kasten veya ağır kusuruyla (örneğin malzemeden çalarak) ayıplı olarak teslim etmişse, ayıp niteliğine bakılmaksızın zamanaşımı süresi 20 yıldır.

  1. İş sahibi eser sözleşmesinde hem ücretsiz onarım hem de sözleşmeden dönme hakkını aynı anda kullanabilir mi?

Hayır, kullanamaz. Kanunun tanıdığı seçimlik haklar birbirine alternatif olarak düzenlenmiştir. İş sahibi bu haklardan yalnızca birini seçerek yükleniciye bildirmek zorundadır. Ancak seçilen hakkın (örneğin onarımın) yüklenici tarafından yerine getirilmemesi halinde iş sahibi diğer haklarına yönelebilir. Seçimlik hakların yanında ayrıca doğan bir maddi zarar varsa, genel tazminat talebi bu haklarla birlikte ileri sürülebilir.

  1. Ayıplı işin düzeltilmesi (onarım) için yüklenicinin ihtar edilmesi zorunlu mudur?

Ayıplı ifa durumunda, yüklenicinin doğrudan temerrüde düşmüş sayılmadığı hallerde, ücretsiz onarım hakkının kullanılabilmesi ve dava yoluna gidilebilmesi için yükleniciye onarım yapması adına makul bir süre verilerek ihtar çekilmesi gereklidir. İhtarname ile verilen sürede ayıp giderilmezse, mahkemeden onarım masraflarının yükleniciden tahsiline yönelik dava açılabilir.